|
|
October 16 

HITLER & EVA BRAUN
Hitler'in aşk yaşamı hakkında çok çeşitli iddialar vardı. Örneğin bir alman film yönetmeni savaş sırasında Hitler'e bir geceliğine genç yıldızlar sağla dığını iddia etmişti. İtalyan Dış İşleri Bakanı Führer'in savaş sırasında Sigrid von Lappus adında 20 yaşında bir kızla kısa bir ilişkisi olduğuna emindir. ABD Askeri Haber Alma Örgütü, Hitler'in Fraulein Abel ve Fraulein Haue diye tanınan iki Münihli genç kadınla ilişkisi olduğunun kanıtlarını ele geçirdiğini açıklamıştı. Nazi Partisine bağış yapan bir iş adamı, Hitler'in diz üstü çöküp kızına aşkını itiraf ettiğine tanık olmuştu. Suzi Liptauer Hitler'le bir kez buluştuktan sonra intihar girişiminde bulunmuştu. Inge Ley, Nazi lideri ile bir ilişkiden sonra intihar etmişti. Aynı şey Alman artisti Renate Müller'in de başına gelmişti.
Hitler'in bir ilşkisi de Almanya ile İngiltere arasında bir ittifak kurulacağına uman saf bir ingiliz kadını Unity Walkyrie Midford'la olmuştu. İngiltere 1939 'da savaş ilan edince kadın Almanya'da kafasına bir kurşun sıkmıştı. Hitler kadına en iyi doktorlarını göndermiş, hastanede ziyarete giderek kendisine çiçek götürmüştü.
Bir yazar Hitler'in 7 kadınla iliş kisi olduğunu, bunlardan 6 sının intihar girişiminde bulunduklarını yazmıştı. Geli,Ley ve Müller bunda başarılı olmuşlar, Eva Braun, Reiter ve Liptauer olamamışlardı. Midford'un intiharı politik bir eylem olarak görülmüştü. Renate Müller'in Hitler'le geçirdiği gece Hitler kadına ortaçağ ve Gestapo işkence yöntemlerini ayrıntılı olarak anlatmıştı. Soyunmalarından sonra, Führer kendisinin değersiz olduğunu söyleyerek yere yatmış, kendi kendini aşağılamıştı. Renate'nin kendisini tekmelemesini isteyince kız buna dayanamamış, ama sonunda çaresiz kalıp bir iki kere tekmelemiştir. "Bunun üzerine çok heyecanlandı, tekmeleri
yedikçe heyecanı arttı." diyordu.
Eva Braun, Hitler kendisi ile karşılaştığında Heinrich Hoffman'ın fotoğraf atölyesinde çalışan 18 yaşında bir memurdu. Geli henüz yaşıyorken sık sık görüşmüşlerdi. Kız 1932 başlarında Hitler'in evine yerleşerek metresi oldu. Fotoğrafçı bu kızı, "hoppa,boş,kuş beyinli" diye, Hitler'in doktorlarından biri de, "ucuz,küstah ve bencil" olarak nitelendirmişlerdir. Eva'nın politika ile hiçbir ilgisi yoktu ve liderinin tüm fikirlerini benimserlerdi. Führer onun ortalıkta görünmemesini ve politikadan uzak durmasını istedi. O da Alman kamuoyu önünde hemen hemen hiç görünmedi. Sadece yakın çevreler kadının varlığını biliyorlardı. O çevredekilerin çoğu da liderlerinin başının belaya gireceğinden ve ikinci bir skandala dayanamayacağından korkuyorlardı. Bazıları onun "sapık" istekleri ve sadakatsizliği ile Geli'nin ölümüne dolaylı olarak neden olan "cinsel bir sapık" olarak görmekteydiler. Eva'nın Adolf için yapmayı reddetiği şey kilo almaktı. Hitler etine buduna dolgun kadınlardan hoşlandığı için bundan nefret ederdi. 
Eva Braun'un Hitler'e sadık olduğu ve Hitler'in onun ilk ve tek erkeği olduğu öne sürülmüştü. Albert Speer şöyle diyordu:"Hitler Eva'sını bir bebek evindeki bebek gibi saklardı. Kanarya kafesi ve kauçuk bitkisi gibi ortamın bir parçasıydı. Kabine bakanları ziyarete geldiklerinde Hitler kadının odadan çıkmamasını emrederdi. Onun için Braun ancak belirli bir sınır içinde toplumsal bakımdan kabul edilebilirdi. Kadının duygularını hiç önemsemezdi; bir keresinde onun önünde, 'çok zeki bir erkek, ilkel ve aptal bir kadın almalıdır', demişti. Zeki kadınlardan kaçardı."
Eva iki kere intihar girişiminde bulundu. 1 Kasım 1932 de kendisini tabanca ile boynundan vurdu. Nedeni Adolf'un seçimlerle uğraşması ve kendisine zaman ayırmamasıydı. Hitler'in sevgililerinden bir rakibi Hitler'in kadınlarla kampanya sırasında çekilmiş fotoğraflarını Eva'ya gönderdiği için bu nedenler arasında kıskançlık da bulunabilir. 29 Mayıs 1935 te ikinci intihar girişiminin de nedeni aynıydı. Bu sefer de Unity Midford hakkındaki dedikoduları duymuştu. Eva sonunda Hitler le ancak Hitler'in koşullarını kabul ederek yaşayabileceğini öğrendi.

Eva Braun, Führer'le hep evlenmek istediyse de, Hitler bunu kabul etmedi. Albert Speer'e, "Bekar olduğum için çevreme çok kadın toplanıyor" , diyordu. Speer, "Hitler kadınlar tarafından çok çekici bulunduğuna inanırdı. Ama bu konuda çok da tetikteydi. " diyordu. Adolf kendini milletine adamak zorunda olduğundan, Eva ile evlenemeyeceğini söylüyordu. Bir yardımcısına, evlendiği taktirde oy kaybına uğrayacağından korktuğunu itiraf etmişti. "Münih'te emirlerimi bekleyen bir kız var" diyordu. Führer evlilik için şunları öne sürüyordu, "Benim için evlilik felaket olurdu. Bir erkekle karısı arasında mutlaka bir anlaşmazlık çıkacaktır; bu, erkeğin karısına hakkı olduğuna inandığı zamanı vermemesi ile başlar. O zaman ya karşımda ihmal edilmiş bir kadının aksi yüzü olacaktı; ya da, görevlerimi ihmal edecektim... Evliliğin kötü yanı bazı hakları yaratmasıdır. Bu durumda da en iyisi metres tutmaktır. O zaman yük hafifler ve herşey bir armağan düzeyine yükseltilir."
Öte yandan Führer sekreterine şunları söylüyordu: "Eva hoş kadındır, ama ben de gerçek ihtirası uyandıran Geli olmuştur. Eva ile evlenmeyi aklıma bile getiremem. Yaşam boyu bağlanacağım sadece Geli olabilirdi."
Eva ile Hitler'in seks yaşantıları da şaşırtıcıydı. Braun bir kere Speer'e normal bir seks ilişkileri olduğunu söylemişti ama başka bir sefer, "Hitler istediğim kadar iktidar sahibi değil" demişti. Eva, ablasına Hitler'le seks yaşantısının "tümüyle normal" olduğunu açıklar ken, yakın bir arkadaşına anlattıkları bambaşkaydı: "Erkekliğine gelince ondan hiçbir şey alamadığımı söyleyebilirim."
Hitler genç kadınlardan cinsel deneyimlerini anlatmalarını isterdi. Dr.Walter Langer savaş sırasında Amerikalılar için Führer'in psikolojik profilini çıkartmıştı. Langer, kendisinde güçlü bir mazohist damarın bulunduğunu ve kadınlarla olan cinsel ilişkilerinin "anlaşıldığı kadarıyla doğal olmadığını ve bunun yeğeni Geli Raubel'in intiharına ve Eva Braun'un iki kere intihar girişiminde bulunmasına yol açtığını" belitiyordu.
Eva, 15 Nisan 1945 de Hitler'in koruganındaydı. Almanya'dan kaçmak için elinde sayısız fırsat vardı ve oraya Führer'in isteğine karşın gelmişti. Müttefikler 29 Nisan da Berlin'i kuşattığında Braun'un umutları gerçekleşti. O gün evlendiler. Ertesi gün de birlikte intihar ettiler.
"Kadınların gerçek erkekleri sevdikleri doğrudur" demişti Hitler. "İçgüdüleri, bir kahramanın himayesi altına girmeye zorlar onları." October 15 Ve Mona Roza efsanesi tamamlandı
Ahmet Hakan, Sezai Karakoç'un Mona Roza şiirindeki 'giz'i Muazzez Akkaya'yı buldu. Türk edebiyatının en meşhur efsanesi de tarihe karıştı... Akkaya'nın şiirden haberi bile yok.
Muazzez Akkaya’yı buldum
ŞAİR Sezai Karakoç’un meşhur "Mona Roza" şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.
Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkayam" çıkar.
Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.
Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
Şöyle başlar:
"Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller."
* * *
Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
Neler neler anlatılmadı ki...
En meşhur hikáye şudur:
Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "Mona Roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.
Bu rivayet, "Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
* * *

Dikkat! Dikkat!
Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
Nasıl mı?
Anlatayım:
Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.
Şunlar yazılıydı e-postada...
"Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."
Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.
Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
Yanıt şöyleydi:
"Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
* * *
Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
Hemen aklıma Sezai Karakoç’un "Ping-Pong Masası" adlı başka bir şiiri geldi.
Şiiri bulup okudum...
Şu dizelere dikkat kesildim:
"Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak."
Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "Ha Sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
Ne dokunaklı değil mi?
* * *
Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için "Mona Roza" şiirini bulup okuyun.
50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...
Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.
Okuyun ve içinizi ısıtın:
"Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."
İşte o meşhur Mülkiyeli kız 
ADI: Muazzez Akkaya...
Kandilli Kız Lisesi"ni "Pekiyi" derecesiyle bitirdi.
1950"de Mülkiye"ye girdi.
Okulun en popüler kızlarındandı.
Baş döndürücü güzellikle ve Grace Kelly tipinde bir kız. Aynı okulda öğrenim gören sınıf arkadaşı şair Sezai Karakoç"u "fırtınalı bir aşk"ın içine sürükledi.
Böylece "Uğruna Türk edebiyatının en gizemli ve en dokunaklı aşk şiirinin yazıldığı kadın" olarak kayıtlara geçti.
Esin kaynağı olduğu Mona Roza şiirinden hiç haberdar olmadı.
Ancak okul günlerinde paltosunun cebinde şairi meçhul şiirler buldu ve bu şiirlerin şairinin sınıf arkadaşı Sezai Karakoç olduğunu bilmedi.
Okulu bitirdikten birkaç yıl sonra Maliye Bakanlığı"nda üst düzey görevler yapan ve geçen yıl hayatını kaybeden Orhan Giray ile evlendi.
Üç çocuğu oldu.
Şu anda büyük kızı Ayşegül Giray ile yaşıyor.
AHMET HAKAN ( Alıntıdır )

MONA ROSA
Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza, siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir, södü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları
Ki, ben, Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Birgün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler, o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen Bir tüy ki, kapalı gece ve güne Altın bilezikler, o kokulu ten
Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza, siyah güller, ak güller.

October 01
|
HIÇKIRIK
Yar mavisi bir hıçkırıktı Gözlerimden süzülen Ve ben Geçtim karanlıklarımı Kayıt dışı Yıldız yağmuruyla Açık ve tek celsede Tutundum yalnızlığa Merhaba sabah Hoşça kal kirli sarı Açısal sapmalı Bir yaşam dolusu Merhaba Ve hoşça kal bir daha Kurşun askerlerimden uzak Çok uzak bir yaşamak Abajurdan hallice Mutlu dingin Sıralı Ayakkabılarım ve ben Acılı Karmakarışık
aralık2005
|
|
|
|
Suat Seymen | |
|