ONUR's profileANDROMEDAPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 28

    ÇILDIRMIŞ BATAKLIK ŞİİRİ / SERHAT TUNCER

     
     
    ÇILDIRMIŞ BATAKLIK ŞİİRİ
     
    çıldırmak üzereyim.
    selam diye dua ile çağırdığım nurlar,
    yerlerini değiştirdiğim gök pınarların,
    yıkılmaz sandığım dünya,ayan.
    gecelerinin her biri öyle zehir ki,
    fışkırıyor ellerimden sevgilimin dokunuşları
    kanıyor yaraları,hemde iftarı açmamış.

    bir ses..
    bir nefesin ardındamıydı hayat?
    ölümle konuştuğum,
    diriyi anlamadığım o kabuslar.
    uh- diye inliyordu uykudan uyanırken
    beni önce korkutuyor,sonra ağlatıyor
    ama sonunda sevindiriyordu.

    nihayetinde bilinci kapanmıştı
    yatalak bir şiir yazmıştı ortasında üç buçuğun,
    dinliyordu müziklerinizi
    batar gemiler,
    dümenleri kırılır hayatının,
    ayaklarımı bir uzattım,
    ayaklarımı kırdın kadın.

    ne soğukmuşsun
    ve ne boğuk.
    -hadi bir çığlık daha fırlat.
    ben bir anlamsız.
    sen beni anlamamak için yaratılmış.
    ve ben artık değişmeyeceğinden habersiz.

    içim kıkırdıyor ulan,içim kıkırdıyor.
    organlarımın iflası gelmek üzere,
    gözlerime ani bir timsah tepmesi gözyaşı
    imgeleri,sürtük bir sayfadan sallanan şiir gibi.
    seni doğurduğum geceler şahit.
    öldürdüğüm akşam üstleri.
    duşlar, sevişmememizin üzerine aldığım
    kuşlar, pencere önüme artık uğramayan
    ve duruşlar yapa yalnız.
    aslında o kada bizsiziz ki
    yaşayamadığımız herşeyi,
    hayalle örtüştürüp fırlatıyoruz
    kara kulaklı, kara bataklıklara.
    Umut,Nerdesin?
    Çık artık ortaya ,Allah Aşkına.
     
    ALINTIDIR

    YOKLUĞUNDA ACIRIM / MURAT ŞAHİN

    YOKLUĞUNDA ACIRIM


    _______Ateşi
    Gözlerinden almıştım
    Açlığınca kanadım
    En uzak ihtimallerle
    Dokundum
    Yokluğuna
    Ve
    Sırtıma geçirip
    Nedensizlikleri
    Poyraz vurdum yüzüme
    Ay
    Kanatırken ışığını
    Sus
    Zamanların
    göğsünü yırttım

    yokluğunun dumanıdır yüzüme vuran
    eylül senle bahardı oysa

    neden yoktun
    .
    ..


    yokluğunca acırım bilmez misin

    gezinip uzaklığının sürgün çizgilerinde
    sigara gibi söndürüyorum geceyi
    lacivert rüzgarların
    memesinden içip dünü
    bugüne susuyorum/ bilmez misin …
    ıdır yüzüme vuran
    eylül senle bahardı oysa

    neden yoktun
    .
    ..


    yokluğunca acırım bilmez misin

    gezinip uzaklığının sürgün çizgilerinde
    sigara gibi söndürüyorum geceyi
    lacivert rüzgarların
    memesinden içip dünü
    bugüne susuyorum/ bilmez misin …

     

    ALINTIDIR


    September 19

    EİNSTEİN DAN SEÇMELER

     

    EİNSTEİN DAN SEÇMELER

     

    Ünlü fizikçinin sözlerinden derlenen bir kitap, Einsten’ın sadece parlak bir zekaya değil, alçak gönüllü ve korkusuz bir kişiliğe sahip olduğunu da gösteriyor.

    John Hopkins Yayınevi tarafından Ze’ev Rosenkranz imzasıyla yayınlanan Einstein’dan Alıntılar (Einstein Scrapbook) isimli kitap, 20 yüzyılın en çok ilgi çeken bilim adamının hayata bakışını gözler önüne seriyor.

    İşte Einstein’dan bazı alıntılar:

    “Özel bir yeteneğim yok. Sadece fazlasıyla meraklıyım.”

    ”Modern öğretim metodlarının, araştırmanın kutsal merakını boğazlamamış olması mucizeden başka bir şey değildir.”

    “Ricanıza kabul edemedeğim için üzgünüm, ancak analiz edilmemiş olmanın karanlığında kalmaktan çok memnunum.” (1927 yılında kendisine psiko analiz yapılması teklif edildiğinde verdiği cevap)

    “Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizemdir. Gizem, bütün gerçek sanat ve bilimin kaynağıdır.”

    “İsrail Devleti’nin teklifinden (Devlet Başkanı olma teklifi) çok derinden etkilendim, ve aynı zamanda bu görevi kabul edemeyeceğim için üzüldüm ve utandım. Bütün hayatım boyunca objektif konularla uğraştım, bu nedenle insanlarla ve resmi işlevlerle uğraşacak doğal yeteneğe ve deneyime sahip değilim.”

    “İnsanoğlunun kendisi ve kaderiyle ilgilenmek, bütün teknik çabaların ana amacı olmalı. Çizelgelerinizin ve denklemlerinizin arasında bunu asla unutmayın.”

    “Kör bir böcek, bir kürenin yüzeyinde sürünürken, takip ettiği yolun kavisli olduğunu farketmez. Ben bunu farkedecek kadar şanslıydım.”

    “Tekrar genç bir adam olabilseydim, bir bilim adamı ya da akademisyen ya da öğretmen olmaya çaılşmazdım. Mevcut durumlar dahilinde bana daha fazla bağımsızlık vermesi ümidiyle tesisatçı ya da seyyar satıcı olmayı seçerdim.”

    “Matematik konusunda çektiğiniz zorluklardan yılmayın. Sizi temin ederim benimkiler hala sizinkilerden daha büyük. (12 yaşındaki bir çocuğa mektubundan)

    “Eğer Amerika’daki herkes sizin davrandığınız gibi davransaydı, bu ülke savunmasız kalırdı ve köleliğin tutsağı olurdu.” (Bir savaş karşıtına mektubundan, 1941)

    “Ben kederim” (Hiroşima’nın bombalandığını duyması üzerine, 1945)

    “Otoriteye karşı duyduğum küçümsemenin cezası olarak, kader beni de bir otorite yaptı.”

    ANKA KUŞU

     
    ANKA KUŞU
     
    Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

    Kuşlar Simurg a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

    Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

    Ancak Simurg un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

    Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

    papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

    Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

    baykuş yıkıntılarını özlemiş,

    balıkçıl kuşu bataklığını.

    Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

    Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

    Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

    "SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.

    Onların hepsi Simurg muş. Her biri de Simurg muş.

    Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

    Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

    September 18

    HESAPLAŞMA / AYNA

     

    Alıntı

    HESAPLAŞMA / AYNA
     
    HESAPLAŞMA
     
    Bir kadının acizliğinden krallara layık bir sofra kurdu küçük bir adam.....
     
     
    Bütün şehre,ailesine,çocuklarına kale oldu küçük bir kadın....
    "Ejdarha olsa kar etmez" diyen şairin sesiydi kulaklarında çınlayan.
    Ses kesilse yıkılacaktı duvarlar..
    Kadın haykırdı!
    "EJDERHA OLSA KAR ETMEZ!!!!!!"
     
     
    Kadın Kaybedecekti belki..,nice kadınlar ,çocuklar düşecekti o karanlığa.
    Elbet birgün o karanlık kendi boşluğunda yok olup giderken,yuttuğu bedenler,beslendiği ruhlar
     Tek tek hesap soracaktı kendisinden.....!
     
    AYNA
     
     

    ÇARE / AYNA

     

     

    Photobucket
    ÇARE
     
    Yanlış tercihler,işlenen günahlar...
    Yeni ve temiz bir sayfa açabilirim diyorsun kendine,
    Artık sorumlu olduğun insanlara bakarak..
    Bir adım düşünüyorsun, bela.
    Başka diyorsun,başka bir yol...
    Saklanarak ve kaçarak yaşamak...
    Vazgeçiyorsun...
    Kabul ediyorsun şartları.
    Bu kez de namussuz ve sahipsiz bir hayat...
    Olmuyor,ne yapsan olmuyor..
    Çaresizliğine,korkularına,boşa harcanan 9 yılına,
    Verdiğin emeklere,verdiğin hayatlara
    ÖLÜM düşüyor..ağır,hızlı...
    Belki o an , belki ertesi an..
    Yalvararak açıyorsun avuçlarını,
    Çocukların sağnak gözlerine bakıyor.
    Anlam veremiyorlar bu alaz yüreğe...
    Bilmiyorlar ki,
    Ölüm sadece baktıkları gözlerde değil...
    Küçükler bilmiyorlar,
    Cehennem hem o gözler için hemde kendileri için açacak kapılarını annelerine.....
     
    AYNA

    SPACESİMDEN FARLI OLDUĞUNU BİLİYORUM AMA ÇOK HOŞUMA GİTTİ...

    SEVGİ!!!

    çiçeklerin büyümesini izlemektir





    mektup yazmaktır






    hep O'nu düşünmektir





    birlikte vakit geçirmektir





    dalgaların sesidir SEVGİ





    kuşların kırıntıları yiyişini izlemektir





    birlikte AYNI yöne bakmaktır





    eşit olmaktır





    vahşi dalgalara yelken açmaktır





    yağmura aldırmadan yürümektir





    uçurmaktır sevdiğini





    piknik yapmaktır





    yanağını okşamaktır





    ve küçük bir busedir

    September 07

    İlk Vasiyet / Ahmet ERHAN

    İLK VASİYET

    Oğlum Deniz'e

    1
    Ben bütün yenilgileri yaşadım
    Kalmadı sana hiçbir şey
    Oğlum, biricik muradım
    Bir su damlasıdır kapıyı gözler

    Tükürür gibi bakıyor yüzüme dünya
    Kırılmış ağacımın o tek sürgüsünü
    Oğlum, biricik muradım
    Benden ötelere döndür yüzünü

    2
    Uzun bir sözcükse ömrüm
    Oğlum, son iki hecesin sen
    Günüm geceye ilikli
    Yanımda yok bir kimsem

    O küçücük odada soluğun
    Mavi resimler çizer havaya
    Avludaki kiraz içini çeker
    Elma, armut, akasya

    Artık evin erkeğisin sen
    Erkencisin bu konuda
    Seninle büyüyecek bil ki
    Uzaktaki şu baba

    3
    Geçip gidiyor günler
    Boğuk bir sis altında
    Elimin ucunda defter
    Köpürüp duruyor boyuna

    Ne yazdımsa oğlum
    Bugüne kadar böyle
    Sanki bir yaz günü
    Savruldu akşam esintisinde

    Geçip gidiyor günler
    Evim uzak, yol yakın
    Ölüme kedere, acıya
    Cinner, cehennem, intihar…

    4
    Gecenin son otobüsü
    Hoşçakal oğlum
    Alnımda bir seğirme
    Yüreğimde hüzün

    Gecenin son otobüsü…
    Şimdi soluk bir ışık
    Gençliğimin kenti
    Dönüş yok artık

    Gecenin son otobüsü..
    Götür beni uzaklara
    Gecenin son otobüsü
    Oğlum gelir nasılsa

    5
    Yağmurun diliyle konuştum
    Uzandım taşların eliyle
    Oğlum seni düşündüm
    Galata'da eski bir evde

    Denizin dikeninde uyudum
    Uyandım ter içinde
    Oğlum seni düşündüm
    Geçmiş zaman kipinde

    Yolların arklarından baktım
    Gözyaşların merceğiyle
    Oğlum seni düşündüm
    Hasretlerin ikliminde

    Deniz...ölümde bile…

    6
    Oğlum unutma adını
    Sana boşuna konulmadı o
    Oğlum unutma adını
    Göğe çizilen resimleri hatırla
    Oğlum unutma adını
    Dağları teğelleyen suları
    Oğlum unutma adını
    Kardeşliği, cesareti ve yanılgıyı
    Oğlum unutma adını
    Tarihe karşı yürüyen bedenleri hatırla
    Oğlum unutma adını
    Ve tarih olan sonra
    Oğlum unutma adını
    Hep ipte olacak boynun
    Oğlum unutma adını
    Yaralı, acılı bir yurdun
    Oğlum unutma adını
    Kanı, çiçeği olarak...

    Deniz...unutma adını…

    AHMET ERHAN

    Sessiz Gemi / Yahya Kemal BEYATLI

     
    SESSİZ GEMİ
     
    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
     
     
    YAHYA KEMAL BEYATLI