September 28
ÇILDIRMIŞ BATAKLIK ŞİİRİ
çıldırmak üzereyim.
selam diye dua ile çağırdığım nurlar,
yerlerini değiştirdiğim gök pınarların,
yıkılmaz sandığım dünya,ayan.
gecelerinin her biri öyle zehir ki,
fışkırıyor ellerimden sevgilimin dokunuşları
kanıyor yaraları,hemde iftarı açmamış.
bir ses..
bir nefesin ardındamıydı hayat?
ölümle konuştuğum,
diriyi anlamadığım o kabuslar.
uh- diye inliyordu uykudan uyanırken
beni önce korkutuyor,sonra ağlatıyor
ama sonunda sevindiriyordu.
nihayetinde bilinci kapanmıştı
yatalak bir şiir yazmıştı ortasında üç buçuğun,
dinliyordu müziklerinizi
batar gemiler,
dümenleri kırılır hayatının,
ayaklarımı bir uzattım,
ayaklarımı kırdın kadın.
ne soğukmuşsun
ve ne boğuk.
-hadi bir çığlık daha fırlat.
ben bir anlamsız.
sen beni anlamamak için yaratılmış.
ve ben artık değişmeyeceğinden habersiz.
içim kıkırdıyor ulan,içim kıkırdıyor.
organlarımın iflası gelmek üzere,
gözlerime ani bir timsah tepmesi gözyaşı
imgeleri,sürtük bir sayfadan sallanan şiir gibi.
seni doğurduğum geceler şahit.
öldürdüğüm akşam üstleri.
duşlar, sevişmememizin üzerine aldığım
kuşlar, pencere önüme artık uğramayan
ve duruşlar yapa yalnız.
aslında o kada bizsiziz ki
yaşayamadığımız herşeyi,
hayalle örtüştürüp fırlatıyoruz
kara kulaklı, kara bataklıklara.
Umut,Nerdesin?
Çık artık ortaya ,Allah Aşkına.
ALINTIDIR
September 19
EİNSTEİN DAN SEÇMELER
Ünlü fizikçinin sözlerinden derlenen bir kitap, Einsten’ın sadece parlak bir zekaya değil, alçak gönüllü ve korkusuz bir kişiliğe sahip olduğunu da gösteriyor.
John Hopkins Yayınevi tarafından Ze’ev Rosenkranz imzasıyla yayınlanan Einstein’dan Alıntılar (Einstein Scrapbook) isimli kitap, 20 yüzyılın en çok ilgi çeken bilim adamının hayata bakışını gözler önüne seriyor.
İşte Einstein’dan bazı alıntılar:
“Özel bir yeteneğim yok. Sadece fazlasıyla meraklıyım.”
”Modern öğretim metodlarının, araştırmanın kutsal merakını boğazlamamış olması mucizeden başka bir şey değildir.”
“Ricanıza kabul edemedeğim için üzgünüm, ancak analiz edilmemiş olmanın karanlığında kalmaktan çok memnunum.” (1927 yılında kendisine psiko analiz yapılması teklif edildiğinde verdiği cevap)
“Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizemdir. Gizem, bütün gerçek sanat ve bilimin kaynağıdır.”
“İsrail Devleti’nin teklifinden (Devlet Başkanı olma teklifi) çok derinden etkilendim, ve aynı zamanda bu görevi kabul edemeyeceğim için üzüldüm ve utandım. Bütün hayatım boyunca objektif konularla uğraştım, bu nedenle insanlarla ve resmi işlevlerle uğraşacak doğal yeteneğe ve deneyime sahip değilim.”
“İnsanoğlunun kendisi ve kaderiyle ilgilenmek, bütün teknik çabaların ana amacı olmalı. Çizelgelerinizin ve denklemlerinizin arasında bunu asla unutmayın.”
“Kör bir böcek, bir kürenin yüzeyinde sürünürken, takip ettiği yolun kavisli olduğunu farketmez. Ben bunu farkedecek kadar şanslıydım.”
“Tekrar genç bir adam olabilseydim, bir bilim adamı ya da akademisyen ya da öğretmen olmaya çaılşmazdım. Mevcut durumlar dahilinde bana daha fazla bağımsızlık vermesi ümidiyle tesisatçı ya da seyyar satıcı olmayı seçerdim.”
“Matematik konusunda çektiğiniz zorluklardan yılmayın. Sizi temin ederim benimkiler hala sizinkilerden daha büyük. (12 yaşındaki bir çocuğa mektubundan)
“Eğer Amerika’daki herkes sizin davrandığınız gibi davransaydı, bu ülke savunmasız kalırdı ve köleliğin tutsağı olurdu.” (Bir savaş karşıtına mektubundan, 1941)
“Ben kederim” (Hiroşima’nın bombalandığını duyması üzerine, 1945)
“Otoriteye karşı duyduğum küçümsemenin cezası olarak, kader beni de bir otorite yaptı.”
September 07
İLK VASİYET
Oğlum Deniz'e
1
Ben bütün yenilgileri yaşadım
Kalmadı sana hiçbir şey
Oğlum, biricik muradım
Bir su damlasıdır kapıyı gözler
Tükürür gibi bakıyor yüzüme dünya
Kırılmış ağacımın o tek sürgüsünü
Oğlum, biricik muradım
Benden ötelere döndür yüzünü
2
Uzun bir sözcükse ömrüm
Oğlum, son iki hecesin sen
Günüm geceye ilikli
Yanımda yok bir kimsem
O küçücük odada soluğun
Mavi resimler çizer havaya
Avludaki kiraz içini çeker
Elma, armut, akasya
Artık evin erkeğisin sen
Erkencisin bu konuda
Seninle büyüyecek bil ki
Uzaktaki şu baba
3
Geçip gidiyor günler
Boğuk bir sis altında
Elimin ucunda defter
Köpürüp duruyor boyuna
Ne yazdımsa oğlum
Bugüne kadar böyle
Sanki bir yaz günü
Savruldu akşam esintisinde
Geçip gidiyor günler
Evim uzak, yol yakın
Ölüme kedere, acıya
Cinner, cehennem, intihar…
4
Gecenin son otobüsü
Hoşçakal oğlum
Alnımda bir seğirme
Yüreğimde hüzün
Gecenin son otobüsü…
Şimdi soluk bir ışık
Gençliğimin kenti
Dönüş yok artık
Gecenin son otobüsü..
Götür beni uzaklara
Gecenin son otobüsü
Oğlum gelir nasılsa
5
Yağmurun diliyle konuştum
Uzandım taşların eliyle
Oğlum seni düşündüm
Galata'da eski bir evde
Denizin dikeninde uyudum
Uyandım ter içinde
Oğlum seni düşündüm
Geçmiş zaman kipinde
Yolların arklarından baktım
Gözyaşların merceğiyle
Oğlum seni düşündüm
Hasretlerin ikliminde
Deniz...ölümde bile…
6
Oğlum unutma adını
Sana boşuna konulmadı o
Oğlum unutma adını
Göğe çizilen resimleri hatırla
Oğlum unutma adını
Dağları teğelleyen suları
Oğlum unutma adını
Kardeşliği, cesareti ve yanılgıyı
Oğlum unutma adını
Tarihe karşı yürüyen bedenleri hatırla
Oğlum unutma adını
Ve tarih olan sonra
Oğlum unutma adını
Hep ipte olacak boynun
Oğlum unutma adını
Yaralı, acılı bir yurdun
Oğlum unutma adını
Kanı, çiçeği olarak...
Deniz...unutma adını…
AHMET ERHAN
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
YAHYA KEMAL BEYATLI