September 13
FATİN RÜŞTÜ ZORLU-VESAMET
FATİN RÜŞTÜ ZORLU-VESAMET HANIM
Böyle bir pazar günü Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Ankara Palas Oteli'nin lobisinin geniş koltuklarından birine yayılmış, yanındakilerle gayet neşeli bir sohbete girişmişti. İki hanım vardı karşısında. Bir de şık giyimli, beyaz saçlı bir adam. Zaman zaman Fransızca konuşuyorlardı. Kadınlardan biri çok güzeldi, Bakan'la şakalaşıyor, bazen elini tutuyordu. Diğer kadınsa hiç konuşmuyor, sadece gülüyordu. Bu kadın beyaz saçlı adamın karısı olabilirdi. Peki o neşeli, güzel kadın kimdi? Birazdan kalktılar. Bakan, güzel kadını belinden hafifçe tutarak ona yol verdi. Yemek salonuna doğru yürüdüler. Resepsiyondan Ali Bey'in verdiği bilgilere göre, bu güzel kadının adı Vesamet. Şimdilerde hiç konmayan, duyulmayan bir isim, 'güzel' demek. Aslında Ankaralı ama 'eş durumu'ndan Paris'te yaşıyor. Kocası, hariciyeci Orhan Bey.
Haber, İnönü'nün damadı Metin Toker'in haftalık Akis dergisinde patladı: Buna göre, Vesamet Hanım Bakan'ın sevgilisiydi. 'Metresi' de diyebilirlerdi ama dememişlerdi. Halbuki Bakan Bey, Atatürk döneminin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la evliydi. Çok zarif, muhteşem bir hanımefendiydi kendisi. Vesamet gibi canlı, neşeli, işveli bir kadın değildi. Sevil adında, koleje giden bir de kızları vardı. Dahası da var: Bakan'ın karısı Emel Hanım, Başbakan Adnan Menderes'in yeğeniydi. Menderes, Fatin Bey'i Paris büyükelçiliğinden almış, önce milletvekili ardından da bakan yapmıştı.
Skandal Akis'te ortaya çıkınca kamuoyunda kıyamet kopmadı. Evli ve çocuklu bir bakanın, evli ve çocuklu bir kadınla gizlice ilişkiye girmesinde bir tuhaflık görülmedi. Ne parti içi disiplin kuralları çalıştı ne de rezalet Meclis'te soruşturuldu. Başta Menderes olmak üzere herkes, tarihi bir pişkinlikle bu ilişkiyi kabullenmişti. Menderes'in Bakan Bey'i ikaz edecek, azarlayacak yüzü yoktu, zaten kendisi de o sıralarda karısını evli bir kadınla, Ayhan Aydan'la aldatıyordu. Başbakan ve Dışişleri Bakanı, üst üste kazandıkları seçimlerle mutluluktan bulutların üstünde uçuyorlardı. Belki de bu iki güzel kadını başlarına aşk tacı yapmışlardı. Hem sonra kimin kimden hesap soracak hali vardı ki?
ÇIRILÇIPLAK YAZIYORUM
Vesamet, Ankara Kız Enstitüsü'nde öğrenciyken, kendisinden epey büyük Hariciye memuru Orhan Kutlu ile evlendirilmişti. O yıl, eşinin Amerika'ya tayini üzerine ayrılmıştı Türkiye'den. Vesamet orada İngilizce ve Fransızca öğrenmiş ve bir de kız çocuğu annesi olmuştu. Altı yıl sonra yurda döndüler. Ankara Palas Oteli'ne yerleştiler. Eşi Orhan Kutlu'nun yeni görevi, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğü'ydü artık. Bu sıra bir yabancı devlet büyüğü için düzenlenen davette, Bakan Vesamet'i dansa kaldırdı. Fransızca konuşarak uzun uzun ve sarmaş dolaş dans ettiler. İşte Vesamet, Bakan tarafından bu sırada 'ayartıldı.' Davette bulunanlardan İsmet Paşa'nın eşi Mevhibe İnönü'nün dikkatini çekti bu manzara, derhal kadının ağabeyine, 'Git kardeşinle dans et' dedi. O da Bakan Bey'in omzuna hafifçe dokundu; 'Hanımefendi emir buyurdular, seninle vals yapacağım' dedi Vesamet'e. Bakan bozuldu.
İki yıl sonra, Orhan Kutlu Hindistan'a görevlendirildi. Vesamet ağlaya ağlaya da olsa eşiyle bu uzak diyara gitti. Ama oradan sevgilisiyle sürekli mektuplaştılar. Bir mektubunda şöyle diyor: 'Sana bu satırları çırılçıplak yazıyorum.' Bakan şöyle cevap veriyor: 'Keşke mektubunu bana o halinle verebilseydin!' Büyük talihsizlik, bu mektup eşinin eline geçti ve bundan sonra aralarında şiddetli kavgalar başladı. Bu sıra Hindistan'dan Cenevre'ye tayinleri çıktı. Bundan sonra ise Bakan Bey Cenevre'yi komşu kapısı yaptı. Burada bir otele yerleşti ve gizli buluşmalar başladı. Bu buluşmaların neticesinde Vesamet Hanım Bakan Bey'den hamile kaldı. Boşanma artık kaçınılmazdı.
PEŞİNİ BIRAKMADI
Vesamet İstanbul'daydı artık. Bakan'la Yeşilköy'deki Çınar Oteli'ni aşk yuvası ilan ettiler. Ancak Vesamet huzursuzdu. Kızından ayrı yaşamaya katlanamadı. Ayrıca karısıyla ahbap olduğu Bakan'la ilişkisini de içine sindirememişti. Çünkü bu ilişki Bakan'ın dayatmasıyla aslında tek yanlı bir ilişkiydi. Bazen evlat hasretiyle Cenevre'ye gidiyordu Vesamet Hanım. Kızının doğum gününe rastlayan böyle bir buluşma sırasında eşiyle barıştı ve orada kaldı. Bunu duyan Bakan küplere bindi. Bir görev uydurup kapağı Paris'e attı ve Vesamet'i yanına çağırdı. Böylece Paris-Cenevre, Cenevre-Paris gel-gitleri başladı. Artık ilişkileri ayyuka çıkmıştı. Zaten Akis dergisi de haberi işte bu sırada patlattı.
Bakan Bey tutkulu, belalı bir aşıktı. Vesamet'i kocasından ikinci kez ayırmıştı ve ona şöyle diyordu: 'Benden başkasıyla olamazsın. Başka birisiyle evlensen de yine peşini bırakmam!' Bakan'ın Vesamet'le kavuşmasına bir engel de Menderes'in eşi Berrin Hanım'dı. Bakan'ın talihsiz eşi Emel Hanım'la Berrin Hanım; aldatılan iki kadın olarak, muhteşem bir dayanışma sergilediler. Onlar o kocaları öyle sokakta bulmamışlardı, onları bunca sene elde kolay tutmamışlardı. Ki onlar, bu adamlarla ikbal yıllarından çok önce, neredeyse çocuk yaşlarında evlenmişlerdi. Şimdi iki kadın yüzünden onlardan vazgeçecek değillerdi. Emel Hanım aslında boşanmak, kurtulmak istiyordu. Fakat Berrin Hanım buna şiddetle karşıydı. Eğer boşanıp da meydanı metrese bırakırsa, Adnan Menderes'in de önü açılacak, kendisini boşanmaya zorlayacaktı. Berrin Menderes, sırf Başbakan'ın karısı kalabilmek için Emel Hanım'ın boşanmasını istemiyordu.
Hikayenin sonu cümle alemin malumu olduğu için burada tekrarlanmadı.
KADINLARIN DERTLEŞMESİ İSTİFAYA GÖTÜRDÜ
Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Reha Taşkesen'in 10 Temmuz'da istifasının ardındaki sebebin bir 'aşk skandalı' olduğu iddia edildi. Buna göre 52 yaşındaki evli ve iki çocuk babası Taşkesen'in KHO'da görevli bir kadın yüzbaşıyla ilişkisi vardı. Tümgeneralin daha önce ilişki kurduğu ve sonra ayrıldığı bir kadın gazeteci, yaptıkları telefon konuşmalarını kaydederek Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e gönderince Taşkesen istifa etmek zorunda kaldı. Ancak askeri kulislerde bir söylenti daha vardı: Reha Taşkesen'in eşi Betül Hanım, kocasının kadın yüzbaşıyla ilişkisini öğrendi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt'ı ziyaretinde ona anlattı. Filiz Hanım da konuyu eşine iletti. Yani istifa süreci iki eşin dertleşmesiyle başladı, bu noktaya geldi.